27 Ekim 2015 Salı

Kahraman gider

     Zordur hayat şartları , bu zamanda ne aşk bilir ne de sevgi , karın doymayınca , bir kedi bile yanında durmaz , değil ki seni seven dursun .

 Arada sevgi arada aşk olacak , ve sıcak bir yuva olacak ,dırdırsız , karşılandığınızda , kahramanınız eve koşa koşa gelecek , evde bir çorbanın kaynaması eve mis gibi sinecek ki , ev , yuva olsun , arada çocuk sesi de olacak , cıvıl cıvıl , kahramana baba baba ne getirdin dediklerin de baba ,"bilin bakalım ne var elimde ? diye bilmeli ama elde avuçta yoksa kahraman neylesin , boynu bükükleri oynasın dursun . 
   VEL HAsıl hayat zor , öyle herkes için bir maaşta yok gelir de ,
hani bazen hayat zoru oynar birilerine  , sınadıkça sınar . Aslında mutluluk çok uzakta degildir ,. Mutluluk azla yetinmeyi bilip te , tamahkar olanda vardır . Ama yine de zordur her gün bir sıkıntı ile uğraşmak , insan anlamıyor yaşlandığını , yüzünün kırıştığını , zamanın çabucak geçtiğini , anlayamaz ki , hayat izin vermez .
 Çok sevenlerimiz arkadaşlarımız var gözükür , lakin ihtiyaç halinde herkesin ihtiyaçlı senden de beter olduğunu öğrenirsin .
   Bazen gurbet , gerekir insana , gurbet belki bahtı açar , belki sizin çevreniz de vardır sorun . Yabancı memleket bazen o bildik çevrenizden daha anaç olur . Kahramanlar , bazen baba bazen eş , bazen de kardeştir . 
TURNAM BENİDE AL YANINA


ÖTELERDE BIRAKTIĞIM YERLERE,,,,,
BULUTLARLA YOLDAŞ OL DA GİTTİĞİN YERLERE
YAĞMUR OL,HAYAL OL,UMUD OL,,
KADER GÖTÜRDÜĞÜ YER UZAK KIŞ DİYARI,
SEN GEL EMİ TURNAM
BAŞIMI ALIP BURALARA YERLEŞEM,MESKEN EDİNEMM,
BİR LAHZA, BEYAZ TAŞA GURBETTE ÖLDÜ DİYENE KADAR,
SELAM ET TURNAM GEÇTİĞİN O YERE ,KANADININ ALTINDAKİ
HATIRALARAAAAAAA,
TURNAM YANLIZ GİTME ,YANLIZLIK KÖTÜ
AVCILAR VURMASIN SENİ GİTTİĞİN DİYARLARDA
SELAM ET TURNAM SELAM ET BENDEN GİDENLERE
TOPRAGA KARIŞANLARA,KARIŞMAYANLARA SELAM ET 

23 Ekim 2015 Cuma

Vatan

       Zaman çabucak bitiyor , yeniler eskiyor ve yine dünya dönüyor . Eskiyen insanlar ölüyor , doğan çocuklar büyüyor. Savaşlar dünya kurulalı beri var ve var olacaklar .
      Aslında savaş her zaman içimizde var , en duygusalımız bile tehtidi hissettimi , sevdiklerinin yanında , kendini feda ediyor karşısındakine .
     Entrika , dalavera , siyaseti devletler ve insanların içinde hep olacak . İktidar gücünü kendi ellerinde isteyecek . Masumların aç kalması ve ölmesi onlar için önemli değil , alele ade bir şey onlar için , gözden ırak gönülden ırak . Hayatı bahşeden kötülüğe engel için insanı özel yaratmış ama insan bu kötülüğü kendi menfaati için kullandığı için , iyilik kaybetmiş gibi gözükür .
 Öyle bir zamandayız ki , dünyanın her yerinden en ucra yerine kadar , insanlardan haber alıyor bazan acıyor , onlara yardım etmek istiyoruz okadarla kalıyoruz . Çünkü ardından gelen haberle diğerini unutuyoruz .
   Bir insan niçin vatanını terk etsin ki , ekonomik refahını artırmak mı amaç yoksa her şeyi silip yeni bir hayat mı kurmak amaç . Bazan kaçtığımız savaş , yeni yaşamın içinde daha da zordur .
 Her şey sizin için yeni baştan öğrenmeniz gerekiyor . Birde geride bıraktıklarınız sizi her boş kaldığınızda hatırlatırlar zanman zaman . Sonra ne oluyor ki her şeyi unutabiliyor insan , kökleri yeni toprağa alışınca artık geçmiş onu az rahatsız edecektir . Ama geçmişi ve vatanını unutamaz sa bu çok zor olacak onun için .
   Aslında özlenen ne , gençlik mi çocukluk mu ana babamı. Geride bıraktıklarımız sanki hiç var olmamış hep böyle yaşıyoruz gibi gelmeye başlıyor . Ne zaman ki geçmiş kendini bir şekilde hatırlatırsa .
                Biz ne zaman büyüdük te ,
                ellere karıştık,
                Yüreğimizi kim soldurdu da ,
                 göçtü kervanımız ,
                Biz ne istedik de ne oldu ki,
                Vatanı özler  olduk ,
   Vatanı cehneme çevirenlere bakın , mülteciler vatan arıyor , savunmak bile istemiyorlar ,biliyorlar ki vatan ölüm , gelecek yok , özgürlük yok , yok yok yoklar  , olunca , doğan yavrun için kaçarsın , o vatanda toprağa onuda vereceksin çünkü .
 Bizler onları anlayamayız , çünkü yaşayan hep bilir bize se sadece acımakla kalıyoruz . 
Unutulan şeyse vatan , özgür olduğun yerdir . Seni doyuran kollayan ve barındıran yerdir . 
            
             

22 Ekim 2015 Perşembe

Kirpiklerunun yağmuru olayum

Hiç bilmezdum sevduğum,
Sensuz  kişun geleceğuni,
Ha oralari özleyeceğumi ,
Taşi topraği , seveceğumi ,

Ben bulmezdum , bilmezdum.....
Seni elden kiskanacağumi
Uzak diyarlarda , bulurmusin başkasini ,
Başka si mi tutar o elleruni , 
Başka simi bakar o gözlerüne,
Su akayi akayir dağlara derelere,

Bağrimdaki dertleri atayir feleklere
Yağmurum yağayir , bedenumun üstüne
Zannetmeki söneyür yüreğümde ki hasretun
Al beni götür , e rüzgar , e firtina
Sevduğumun yani başina
Bilmezdum yar , bilmezdum ,
Seni ha böyle özleyeceğumi...


14 Ekim 2015 Çarşamba

Karadenizliyi nasıl bilirdiniz?

Karadenizliyi nasıl bilirdiniz , eyu bilurduk! Dediğinizi duyar gibiyim , yanlışsın kardeşim , yanlış . Sen karadenizliyi , uyyy , gideceğum ,celeyurumla , fıkralarıyla biliyursun uşağum .
 Yanliş bildiğun müziğimizi gıy gıy olarak bilmen . 
       Of of dedirtecek bir yüreğe sahibiz . Biz Karadenizlilerin iki çeşidi var , eski yeni versiyonu . Eskiler hayatı çok zor kazanıp bugüne yeni versiyonu yetiştirip , o dumanlı yaylaları boş bırakan yeni versiyon şehirli olup , ceğum ,daa , sı gitmiş olup , şehir insanıdır .
 Karadenizli ise hala her yaz gelsede memleketuma dağlaruma gideyum diyendur da . Siz miroleyema nedir bilirmisiniz , bizde türküler ağıt şeklinde ana dilindedir . İçlidir karadenizli , hep cefa içinde , özlemle geçirmiştir ömrünü . Siz patika yollardan sırtınızda yük , yağmurda , karda yürümediniz ki , ağzında türküsü ,ana dili ile dinledunuz mi uşağum .
Yeni versiyon şehirli gençleri dinliyorum , ana dil konuşması yok , ceğum demekle , hane lazsun deyemesun .
Biz o kibar şehir konuşmasına tahammül edemeyiz , doğal olacaksın , sen sen olacaksın . Ne zaman dağlara bulutun çöktüğünü anladığın gibi ışıl ışıl bulut gibi olacaksın .
  Ğaribefta dediğin zaman içimde hasret ötesi bir şey kopuyor , özledim demek sanki bana doğal gelmiyor . Karadeniz şarkıları duygusal





Karadenizli eskiler de hayat zordu , onlar için gurbet vardı , onlar için hep zorluk vardı , siz dar patikalardan uzak yaylalara yürüdünüz mü , sırtınızda yük , bebeniz , göç ettmek , hayattı onlar için . Yağmur yağmazsa üzülür dertlenirsin , o hep yoldaş arkadaş , güneşi bile bambaşkadır , ama şimdiler şehre hapsolmuş dört duvar arasında ne yağmuru görebiliyor ne güneşi , doktorlar D3 vitamini yazıyor ya . Hastalıklar bile acayipleşti dört duvarla da . 
Ey gidi horiyom ,buçega ise,
E çirim ,e manam , e çimenim
Garibefta esiste , e biyestes
Har rövşi en mirolois
Domadim boşalev , milali de
Ğaribefta ğaribefta


Ey gidi köyüm ,nerelerdesin,
Babam ,anam ,çimenlerim,
Özledim sizi , gittiniz ,,
şimdi yağmur yağıyor , ağlarım
Gözlerim akıyor , susun
Özledim ,özlediiiim


5 Ekim 2015 Pazartesi

Rüyan ben miyim! ey aşkın göz yaşı

                 Dünya kurulalı , bir sen ve bir ben var . Sen ve ben her kılığa girdik , lakin şimdilerde sen ve ben
çok çabuk tükettik kendimizi . ZAnnettik ki sen ve ben biz olacaktık .

                Evlendik aşk sevgi bitti dediler , Biz nasıl biteriz ki . Sen başka ben ararsan bende sen den başka sen ararsam , kalmaz tabi biz .
Ey bedbaaht sen ,şimdilerde tuşlara o kadar çok basıp duruyorsun  ki , beni başka şeylerde arıyorsun . Biz neyi nerede arıyoruz ki .
              Leylalar çoğaldı , mecnunlar azdı ,sen ve benler ,biz olmuyorlar arık , çoğaldık .Göz yaşları bile göz pınarlarından akmıyor , çünkü senler ve benler sanal alemde çok çabuk tükendiler  . Müziksiz gözden yaş akmıyor , senin kendi içselliğin yok , yıldızlar her gece parlarken , ay haşmetiyle parlarken , sen paylaş tuşunun ışığındasın. Rüyalar bile acayip . Senden başka her şey var .
              Rüya görmeye gerek yok ki , sanal videolardan benleri çoğaltık .
Ayrılıklarda uzun değil artık , istediğin kadan sen ve ben araya giriyor ya. Ayrılığın hasretinin  biz olması gerekirken bizler, Ben ve sen de kaldı .
               Nazar değiyor artık , gerçek aşk var mı , Leylayla MECNUN DA MI KALDI Hani rüyanda ben vardım .

Yaşlanınca sevemezsin

Evet yaşlanınca sevmeye hakkın olmaz , olamaz da , bu benim düşüncem mi sanıyorsunuz , sizin düşünceniz .
Büyüklerimizi düşünün , var sayalım onlar dan biri , kalktı ben aşık oldum , ayrılacağım dese , vay yaşından başından utan deyi veriyoruz .
Yaşlanan beden ama gönül yaşlanmıyor ki , düşündüğümüz yine biziz . Hayatın gerçek olanı bedenin yaşlandığı ve bazen ruhumuzu bile bedenimizden ayırmaya kalkan bedenimiz oluyor .
Kimseyi kınamak ne haddimize , gönül bu , kondu mu konuyor , sizin nasıl neye benzediğiniz , ne yaşta olduğunuzun önemi yok , O gönüldür , birden geliverir .
Büyüklerimize yaşlı gibi davranmak kötü bir şey . Onlara eski elbise muamelesinde bulunuyoruz , unuttuğumuz şeyse aynı şeye bizde vakıf olacağımız .
Var sayalım siz gençsiniz ve sizi yaşı hayli fazla biri sevemez , annem babam yaşında der , bu olayı küçümsersiniz . Olay zaman ve mekanın yanlış olması , şahıs yaşlı , siz gençsiniz , yaşlı sizin yaşadıklarınızı yaşadığı için , aynı dönemin hareketlerini sergilemez , gençse kendi zamanının en hızlısıdır .
Unuttuğumuz bir şey var , kalu bela da aynı yaratılan ruh , dünyada geliş zamanı farklı olduğu için , insan diğerinden yaşlı olduğunu , bedeni ile algılar . Yoksa aynı zamanın ruhu , farklı dünya zamanı .
                                 Beden kırışmış , yüz solmuş
                                 Eller titrek , gönül çoşmuş,
                                 Dertler biter , hüzün gider
                                 Zamanın sonu gelmş....
 Ne kadar garip , insan oğlu aynı yapraklar misali, her bahar gelen yeni yapraklar , kışa giden hüzünlü kurumuş yapraklarız . Ağaç aynı ağaç , ama yapraklar , ayrı arı , dallar ayrı..
Siz siz olun , gün gelecek , eller buruşacak, istediğiniz kıremlerle sürün enin de sonunda o yüz buruşacak ve bir gün toprakla bütünleşeceğiz . Hemde öyle kolay koyuyorlar ki sizi toprağa , ölen benmiyim diye bile fırsat bulamayacaksınız .
                           

Siir onun gözleri olsa

Belki koskoca dünyada duygusunu yaşatan yegane şey , her gün gizlice baktığı o buğulu gözleri , hiç bıkmadan seyretmekse , seyrederdi .
Kendisi sevmeyi bilmezdi daha önce , sevme duygusuna nasıl başladığında hiç bilemedi ,bilemeyecekti .
Merak ettiği ise , aşk mı sevgi mi her ne haltsa işte , kalbini ısıtan ve titreten o şey , karşısında kine gösteremeyeceği idi .
İnsan karşısındakine böyle mi rol oynuyordu , sabah başka olmak zorundaydı ,akşam başka , sorumlulukları farklı farklıydı .
Bir gün yağmur yağıyordu , şehrin en teleşlı zamanı işe başlama saatiydi , elindeki şemsiyeyle savaşıyordu . Sanki körü körüne dolanmış , hızla ıslanıyordu , arkadaşı geç kalmış , ıslanmaya başlamıştı . Tam şemsiyeyi açtım derken yanından geçen bir şeye  takıldığını fark etti . Kadının sesi korkmuş , telaşlı , ürkek "Ne oluyor " demeye kalmadan rüzgar daha fazlasını yaptı , şemsiye havalandı , kadın tiz bir sesle "Atkımmmmm .." elini hızla şemsiyeye doladı ve çekti , birden bir şey fark etti , bu gözler nasıl bir şeydi, fark ettiği sadece bu oldu .
Kadın atkısını kurtardı kendisi de özür sıraladı ama o hala gözlere bakmaktan kendini alamıyordu , kadının bunu fark ettiğini , onun kızaran yanağından anladı , yaptığı şeyi açıklamak isterken titrediğini far etti .
"Özür dilerim sanki sizi birine benzettim ,! bu sözler den sonra ne konuşuldu bilemedi . kadın gitmişti ve arkadaşı gelmişti.
O kadın her gün aynı yerden geçiyor , bazen selam bile veriyordu . Onu uzaktan uzağa sevebilirdi , hayatı başkasına aitti . Bu saatler bitmemesi için neler vermezdi ama hayat bu her istediğini alamıyorsun .
Bir gün gelmeyi verdi kadın , endişelendi , yüreği burkuldu bütün gün adını bilmediği o şiir gözlü yoktu . Kendini işe vermek için çok zorlandı , liseli gençler gibi ,karaladı beyaz kağıda ilk kez duygularını ...
                                                                                            Yağmur gözlüm , harelim


                                         Yüreğimin içinde seyrettiğim gözlerin
                            Ateş gibi saplanan o güzelim gözlerin
                            Yaşamayan kalbime can veren gözlerin
                            Şiir gibi dolanan gözlerin gözlerinnnn..


    Elleri kalemle kağıt arasında , gidip geldi , biri görecek diyede , etrafına bakınıp durdu , Yarın görecekti nasılsa , kalemi yerine koydu kağıdı yırtıp attı . 
Ertesi gün yine gelmedi , hüzünlendi , yağmurda yağıyordu ama o yoktu , Arabası ile arkadaşını aldı . Arkadaşı birden "Neyin var" dedi .. "Hiç " dedi Evet bir hiç , olmayan kendi dünyasında olanı nasıl derdi .  Kalbinden geçen onu artık göremeyeceği idi . Eski ruh haline dönmüştü , o yaşam kaynağı gözler yoktu artık ..
Bir gün aynı yerde fazla durdu , belki daha geç geçer umudu ile , gelmişti ama yanında biri vardı , yakışıklı genç bir adam , eli onun kolunda , yüreği bunaldı . Sanki yüzüne yansımış duyguları , kadın onun bakışını görmüştü . Gülümsedi , bakışları sanki , göründüğü gibi değil der gibiydi . 
Önünden geçip gittiler . Hiç bir şey yapamadı , yapamazdı , aynanın yanındaki resime baktı , üç çift göz ona tebessüm ediyordu . Yaptığından utandı , vijdanı sızladı , O gün bir karar almıştı , bir daha o yoldan geçmeyecek , ve gözleri kalbine gömecektti ...
Ömrü geçecek , tek tesellisi , gerçekten sevdiğini bilecekti . Ama sorumlulukları ve ailesi o gözlerin yerine geçmişti . Belki geç gelmişti ama anladı ki , hayat her daim bir süpriz ile hayatın  renklerini bazen tatlı bazen acı bazende zehir gibi yaşama giriveriyordu . Unutulmaz ama yaşanan şeyi , her yağmur sonrası hatırlatan gözleri , unutamayacaktı .       

4 Ekim 2015 Pazar

Şiir üzerine gece lakırdısı..

          Şiir'in kahramanı ve kahramanları duyguyu bilip' te kelimelere döken insanlardır . Her tanım insanın kendi edebi bilgisine göredir . Edebiyatı şiiri yapanda insandır , sonuç olarak her kahraman uzun uzadıya yazmaz , kısa özlü söze döker , bazen bir satır bazen bir kelimeye bazende birçok mısraya .
          Her şiirin kahramanı kendi dünyasından bulmaz , bazen başkalarının dünyasından çalar , yazdığı şiiri . Çünkü kendi hayatı monotondur , ama yaşamak istediği ise o duyguya  döktüğü mısralardır . Hayali , gerçeği ve duyguları harmanlar ve öyle döker kelimeleri mısraya , tekrar yaz dersen de yazamaz ,
          Aslında tanımlamaları oldum olası sevmem ama birilerine öğretmekte bu yolla olur .
Ben sadece şiirlere yer vereceğim , benim mi , başkasının mı? ilerleyen zamanda göreceğiz .
Çoğumuz lise yıllarında şiir yazmaya teşebbüs etmişizdir , çocukluktan , ergenliğe geçerken karşı tarafa duyulan hissiyatı gizli gizli , defterlere bir şeyler karalamışızdır . İlk duyulan sevgi sözcükleri , öğrendiğimiz edebiyat bilgisiyle , yazılıpta sonradan kimse görmeden yırtılıp atılıyor .
 

Aslında geceye ait olan yanlız kalıp ,yüreğimizin seslenişini döktüğümüz kelimeleri bazen yıldızların altında sadece dudaklarımızdan yada kalbimizden terenüm edip , kağıda dökmeden unutulup giden kendi şiirlerimizi başka bir yerde notalara dökülmüş şekilde bulunca , ya bu sözler benim , beni anlatıyor diye , deyi veriyoruz .
           
    Duygularımızı zamanla kaybediyoruz ve şiirseliğin kahramanı olmaktan çıkıp , zamanı iple çekip büyüyormuyuz yoksa duygusunu artık şiire dökemeyen duygusuzlar mı oluyoruz o tartışılır . Aslında insanın beyni yaşlanmıyor yada ruhumu desem . Yaşlanan beden , demek ki şiirleri gençlik üzerinden mi duyguya döküyoruz , bilemiyorum . Hayatı yaşlanan bedenlerimizin içinde ki genç ruha anlattırsa nice şiirin kahramanı , çıkar , lakin , evlenmiş paklanmış insanlar sanki , evlenince kavuşunca şiirselli ği bırakıp , düz yazıya geçiveriyor . Biçilen roller icabı , şiiri artık şaiir ruhlu resmen bu işi yapana kalıveriyor .
  Şunu idrak ediveriyor insan , bir süre sonra yazmak , çizmek isteyince donup kalıyor , nasıl yazılır çizilir , diye Allahtan internet var bu zamanda da hazır yapıştırı veriyorlar . Resmen hazırcı olduk , çıktık .