Evet yaşlanınca sevmeye hakkın olmaz , olamaz da , bu benim düşüncem mi sanıyorsunuz , sizin düşünceniz .
Büyüklerimizi düşünün , var sayalım onlar dan biri , kalktı ben aşık oldum , ayrılacağım dese , vay yaşından başından utan deyi veriyoruz .
Yaşlanan beden ama gönül yaşlanmıyor ki , düşündüğümüz yine biziz . Hayatın gerçek olanı bedenin yaşlandığı ve bazen ruhumuzu bile bedenimizden ayırmaya kalkan bedenimiz oluyor .
Kimseyi kınamak ne haddimize , gönül bu , kondu mu konuyor , sizin nasıl neye benzediğiniz , ne yaşta olduğunuzun önemi yok , O gönüldür , birden geliverir .
Büyüklerimize yaşlı gibi davranmak kötü bir şey . Onlara eski elbise muamelesinde bulunuyoruz , unuttuğumuz şeyse aynı şeye bizde vakıf olacağımız .
Var sayalım siz gençsiniz ve sizi yaşı hayli fazla biri sevemez , annem babam yaşında der , bu olayı küçümsersiniz . Olay zaman ve mekanın yanlış olması , şahıs yaşlı , siz gençsiniz , yaşlı sizin yaşadıklarınızı yaşadığı için , aynı dönemin hareketlerini sergilemez , gençse kendi zamanının en hızlısıdır .
Unuttuğumuz bir şey var , kalu bela da aynı yaratılan ruh , dünyada geliş zamanı farklı olduğu için , insan diğerinden yaşlı olduğunu , bedeni ile algılar . Yoksa aynı zamanın ruhu , farklı dünya zamanı .
Beden kırışmış , yüz solmuş
Eller titrek , gönül çoşmuş,
Dertler biter , hüzün gider
Zamanın sonu gelmş....
Ne kadar garip , insan oğlu aynı yapraklar misali, her bahar gelen yeni yapraklar , kışa giden hüzünlü kurumuş yapraklarız . Ağaç aynı ağaç , ama yapraklar , ayrı arı , dallar ayrı..
Siz siz olun , gün gelecek , eller buruşacak, istediğiniz kıremlerle sürün enin de sonunda o yüz buruşacak ve bir gün toprakla bütünleşeceğiz . Hemde öyle kolay koyuyorlar ki sizi toprağa , ölen benmiyim diye bile fırsat bulamayacaksınız .
Büyüklerimizi düşünün , var sayalım onlar dan biri , kalktı ben aşık oldum , ayrılacağım dese , vay yaşından başından utan deyi veriyoruz .
Yaşlanan beden ama gönül yaşlanmıyor ki , düşündüğümüz yine biziz . Hayatın gerçek olanı bedenin yaşlandığı ve bazen ruhumuzu bile bedenimizden ayırmaya kalkan bedenimiz oluyor .
Kimseyi kınamak ne haddimize , gönül bu , kondu mu konuyor , sizin nasıl neye benzediğiniz , ne yaşta olduğunuzun önemi yok , O gönüldür , birden geliverir .
Büyüklerimize yaşlı gibi davranmak kötü bir şey . Onlara eski elbise muamelesinde bulunuyoruz , unuttuğumuz şeyse aynı şeye bizde vakıf olacağımız .
Var sayalım siz gençsiniz ve sizi yaşı hayli fazla biri sevemez , annem babam yaşında der , bu olayı küçümsersiniz . Olay zaman ve mekanın yanlış olması , şahıs yaşlı , siz gençsiniz , yaşlı sizin yaşadıklarınızı yaşadığı için , aynı dönemin hareketlerini sergilemez , gençse kendi zamanının en hızlısıdır .
Unuttuğumuz bir şey var , kalu bela da aynı yaratılan ruh , dünyada geliş zamanı farklı olduğu için , insan diğerinden yaşlı olduğunu , bedeni ile algılar . Yoksa aynı zamanın ruhu , farklı dünya zamanı .
Beden kırışmış , yüz solmuş
Eller titrek , gönül çoşmuş,
Dertler biter , hüzün gider
Zamanın sonu gelmş....
Ne kadar garip , insan oğlu aynı yapraklar misali, her bahar gelen yeni yapraklar , kışa giden hüzünlü kurumuş yapraklarız . Ağaç aynı ağaç , ama yapraklar , ayrı arı , dallar ayrı..
Siz siz olun , gün gelecek , eller buruşacak, istediğiniz kıremlerle sürün enin de sonunda o yüz buruşacak ve bir gün toprakla bütünleşeceğiz . Hemde öyle kolay koyuyorlar ki sizi toprağa , ölen benmiyim diye bile fırsat bulamayacaksınız .

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder