29 Mart 2016 Salı

İnsan ne söyler kalbin de , dili ne söyler

   Yavaş yavaş gökyüzüne bakın ,gecede insan beklediği ay ve yıldızlar , ama onları örten ve saklayan gözü yaşlı bulutlar . Kendinizi  romantikliğe sokacaksınız lakin gökyüzü size , küsmüş hadi git zıbar , bahar gelsin de saatlerce bakışırız dercesine ,gökyüzünde şimşeği çakıyor .
Soğuk sa başka düşman , sigara içmeye gerek yok zaten sıcak nefesiniz buz gibi havada size o fonu veriyor .Biri bağırıyor size , geliyorum diyorsunuz ,gelmem diyemezsiniz ,her şey bu gece sizi dışarıdan ayırıyor . 
   Eskiler olsa duygularını şiire , duygusallıga dökecekti , biz de duygusal olmak için , duygusal hap olan müzik dinliyoruz .
Acaba gönlümüzün tası taşlaşmaya mı başladı .
  Gönül kuşumuz nereye gitti ki acep , onu arar dururuz , belki gönül kuşunu küstürüp , taşın sertliğinden daha da sert olan gönlümüzü arada bir kontrol edip , neyin onu bu hale soktuğunu bulmamız gerek .
Maymun iştahını da küstüren şeyler ne ki , her şey dört dörtlükken  bir de bakıyoruz , eksik . 
Yavaş yavaş uykuya dalmak var ,ama ne hikmetse gökyüzünün kırbacı büyük yankı yapıyor .Ne muhteşem , ihtişama bak , çaktığı yeri aydınlatıyor .Hane duygu yüklü bulutların yere akacağı zaman geliyor desene . Bizde iş yok ,her şeyi gömdük kaybetmişüz .. Belkide köşelerden çıkmasına izin vermiyoruz , bırak kalsın hemi. Ne kadar uzak ne kadar erişilmez olursa anlamı kalır değil mi. Bırak kalsın , başka şeyler araya girmesun , düğüm düğüm olmasın , saf kalsın , resmi değiştirmeyelum . Şimşek bu yere çakınca o ışığı kalsın bir de sesi .Söylesun da söyleyemeduklermuzi .....

      

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder